Reklam
Ünlü yönetmen Ülkü Erakalın hastaneye kaldırıldı

Ünlü yönetmen Ülkü Erakalın hastaneye kaldırıldı

Türk sinemasının ünlü yönetmeni, Beykozlu Ülkü Erakalın mide kanaması nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

Türk sinemasının ünlü yönetmeni Ülkü Erakalın mide kanaması nedeniyle Beykoz Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. 80 yaşındaki Erakalın’ın, ödemekte zorlandığı bir kredi borcu nedeni ile yaşadığı stresin mide kanamasına yol açtığı tahmin ediliyor.

60 yıllık sanat yaşamı… Dile bile kolay değil!

İstanbul Belediye konservatuarı, gazetecilik, müzik, sinema ve televizyon dizileri… Çeşitli TV kanallarında 600 bölüme yakın dizi… Dolu dolu geçmiş bir hayat ve bu hayata sığdırılmış tam 250 film, tiyatro oyunları… Tüm bu yaşanmışlıklardan biriktirilen afişler, siyah beyaz fotoğraflar ve belgeler. Anıları saymıyoruz bile!

Hayalin yıkıldığı an

60 yıl sanat ile iç içe yaşıyorsunuz. Türkiye’nin en sevilen isimleri ile röportajlar yapıyor, filmler çekiyorsunuz. Ancak, bu altmış yılın sonunda birden her şey hiç umulmadık bir şekilde ters yüz oluyor.

Büyük hayaller ile çekimlerine başladığınız bir filmi tamamlıyorsunuz. Adı: “Çığlık Çığlığa Bir Sevda.” Filmin başrollerinde Ediz Hun, Selma Güneri, Irmak Ünal, Tomris Oğuzalp gibi değerli isimler var. Film, Zeki Müren’in son dokuz gününü anlatıyor. Ünlü oyuncu Ediz Hun, burada Zeki Müren'i “Ruhi Sözen” olarak canlandırıyor.

“ Adını bile anmak istemiyorum o filmin”

Ne var ki, Ülkü Erakalın, şimdi bu filmin adını bile anmak istemiyor. Öyle ki, filmden bahsedeceği zaman adı ile hitap etmiyor, “ o film” diyor: “ Bir film yaptım, adını bile anmak istemiyorum o filmin.” Bir sanatçının meydana getirdiği bir esere bu şekilde yabancılaşması ne kadar acı. Oysa ki, bu film büyük hayaller ile ve “ Sanat Güneşi” Zeki Müren’e bir “vefa” olması düşüncesi ile yapılmıştı. Yılların sanatçısı, şimdi bu filmin anılarını değil, acılarını taşıyor.

Daha yapacak çok işim var!

Yerel basındaki arkadaşlarımız ile birlikte, kaldırıldığı Beykoz Devlet Hastanesi’ndeki odasında kendisini ziyarete gittik. Bize, “iyiyim” dedi. “Daha da iyi olacağım. İzin verirler ise yapacak çok işim var. Çok filmler çekeceğim, çok mesaj vereceğim halkıma. Özellikle sevgiyi anlatacağım.  Zaten hep sevgiyi anlattım. Günümüzde tek eksik olan da sevgi.”

Peki, bu günlere nasıl geldi?

Erakalın’ın çektiği filmin ağırlığı altında ezilmesindeki sebep ise filminin gişe yapmayışı sonrasında, kendisinin deyişi ile, “borç almaya mecbur kalması.” Kültür Bakanlığı’nın tamamlanmış olan filmlere yardım etmesine dayanarak sinema filminin çekimini tamamlayan usta yönetmen, ne yazık ki, Bakanlık’tan para alamaz. Bakanlık’tan umudu kesince de çareyi bankaların kapısını çalmakta bulur. “ Mecbur oldum, bankalardan borç aldım. Zaman zaman ben borç aldım, zaman zaman gırtlağımı sıkarak onlar bana borç verdi.”

Üstelik sinema salonu sahipleri, filmini “ticari” bulmadıkları için kendisine sinema salonlarını da açmazlar. Yani, film kısaca ve kaba bir tabir ile sanatçının “elinde patlar.”

Devlet Hastanesi’nin Boğaz manzaralı odasında bir yandan Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne sevk edilmeyi beklerken, yaşadıklarını şu sözler ile anlatıyor bize usta sanatçı: “ Film ticari bulunmayınca, bankalar beni sıkıştırmaya başladı. Zorla bana protokol imzalattılar; zorla ama. ‘ Yok, şu tarihte borcunuzu ödersiniz.’ Sanki boğazımı sıkar gibi. Mecbur kaldım imzalamaya. Onların günleri de doldu. Ama ben yılmayacağım, daha yapacak çok işim var.”

Vefa sunarken, vefasızlık gördü

Erakalın, “Sanat Güneşi”ne vefa olması amacı ile yaptığı bu sinema filminin ardından, şimdi kendisi “vefa”yı sorguluyor. 80 yaşındaki tecrübeli sanatçı, bizlere, “insanlara çok güvenmeyin” diyor. “İnsanlar çok vefasız. Güçlü iseniz, yanınıza bir anda herkes dolar. Bir film yapacaksınız telefonunuz bir dakika durmaz, o filmde rol almak için. İşte ben bunun vefasızlığına uğradım.  Daha çılgınca şeyler bile yapmayı tasarladım, bu bazı ulusal gazetelerde de çıktı. Sonra, bu bana yakışmaz dedim.”

Sanat alanında tek bir kişiye borçluyum

Bu samimi itirafın ardından, başka bir samimi itiraf daha dökülüyor yorgun sinema emekçisinin ağzından: “Basından beni destekleyen çok dostlarım oldu fakat sanat alanında bir tek kişiye borçluyum. Bugün star diye alkışladığımız pek çok ünlüye sinemayı ben öğrettim. Manevi olarak bir tek kişi benim yanımda oldu. Onun manevi gücü benim içim milyarlara değerdir. Burada hepinizin huzurunda Hülya Koçyiğit’e teşekkür ediyorum” ve bu itiraf ile birlikte gözleri de doluyor Erakalın’ın. Hep rol icabı oyuncular ağlayacak değil ya, yönetmenler de ağlar.

Son filminin başrol oyuncusu Ediz Hun soruluyor sinema ustasına. “Diyaloğunuz olmadı mı? Bu soruya şu şekilde cevap veriyor ünlü yönetmen: “Ben kimseden bir şey istemedim, istemem de bundan sonra.”

Ben çalışacağım ki, o borcu ödeyebileceğim

Borçlarını ödeyebilmesi için yardım değil, iş istiyor yetkililerden. Çünkü o onurlu bir savaşçı. İlerlemiş yaşına rağmen, “Beykoz’da kültürel anlamda çalışmaya ihtiyacım var” diyor bize.  O, 60 yıllık sanat hayatında biriktirdiği enerjiyi gençlere aktarmanın hayalinde. “ Beykoz Belediyesi bir görev versin bana. Yeni Belediye binaları daha başlamadan önce Belediye Başkanı’na gittim.  ‘ Efendim, Türkiye’de üniversiteler dahil hiç kimsede olmayan koleksiyonum var, arşivim var; size bir teklifte bulunmaya geldim’ dedim. Bana bir Ülkü Erakalın Sanat Galerisi açın; kendi koleksiyonumu bir köşede sergileyeyim.  O galeriyi ben yöneteyim’ dedim. Başkan’ın bana böyle bir sözü var.”

Bizimle bu sohbeti gerçekleştiren tecrübeli yönetmenin oda kapısı, daha sonra ambülans görevlileri tarafından çalındı. Yorgun bedeni, Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne sevk edilmek üzere hazırlanacaktı. O hazırlanırken, biz de uğurlamak üzere odasının dışında kendisini  bekledik. Sedyesi ile odasından çıktı, asansöre götürülürken, bir arkadaşımız arkasından seslendi:     “ Seni seviyoruz hocam!” Hoca, aynı karşılığı geri gönderdi bize. Asansörün kapıları kapanırken, bir yandan da bizlere hatırlatıyordu: “Belediye Başkanı’na Ülkü Erakalın Sanat Galerisi sözünü hatırlatın!”

Hatırlatacağız

Hatırlatacağız” dedik; biz de söz verdik!

Bizler, Beykoz yerel basını olarak yetkililerden de destek alarak, Beykozlu sanatçımıza katkı ve moral gecesi düzenlemenin hayaline düştük onu uğurladıktan sonra. En kısa zamanda şekillenecek olan projemiz, gazetelerimizin sayfalarından sizlere aktarılacak.

Sadece Beykozlular’ın değil, sadece Beykozlu yetkililerin değil, o gece için tüm sinemaseverlerin, tüm sinema emekçilerinin, tüm Türkiye’nin sanatçısına sahip çıkacağına inanıyoruz.

Onu bu borç yükünün manevi ağırlığından kurtaracağız ki, bu yük altında ezilen hassas sanatçı ruhu bedenine daha fazla baskı yapmasın.

Onu bu yükün altından kurtaracağız ki, günü gelip de hak vaki olduğunda, eğer ondan önce yitip gitmemiş isek tabii, düzenlediğimiz gece için ‘iyi ki de gerçekleştirmişiz” diye teselli bulabilelim.

Onu bu yükün altından kurtaracağız ki, o ilahi emir gökten gelip de, Azrail tarafından yerine getirildikten sonra, Beykoz’un girişindeki duvarlara onun adını yazıp, portresini resmederken ve onun önünden arabamız ile, otobüsler ile geçerken, gönül rahatlığıyla ve soğuk duvarda resmedilmiş donuk gözlerine rahat bir vicdan ile ve tebessüm ile selam gönderebilelim.

Onu bu yükün altında el ele vererek önce biz Beykozlular kurtaracağız ki,  gururla “o bir Beykozlu” diyebilelim.

Onu bu yükün altından kurtaracağız.

Değerli sanatçımıza “geçmiş olsun” temennisinde bulunuyor, tahlillerinin temiz çıkmasını Allah’tan diliyor ve onun için organize edilecek gece için şimdiden desteklerinizi bekliyoruz.

Haber: Arzu Başlantı

Reklam

YORUMLAR...